Habersiz Yapılan Ses Kaydı Boşanma Davasında Delil Olarak Kullanılamaz. Erkeğin telefonundaki SKYPE üzerinden. Başka kadınlarla yapmış olduğu cinsel içerikli yazışmaların. Ekran görüntüleri alınmak suretiyle dosyaya sunulan delil hukuka uygundur. Eşler arasında geçen bir konuşmanın, davacı kadınca erkeğin bilgisi olmaksızın kayda alınması hukuka aykırıdır. Dedektif tarafından çekilen fotoğraflar hukuka aykırı delil niteliğinde olması sebebiyle kusur belirlemesinde...Read More
Masumiyet karinesi, suçsuzluk ilkesi; suç kesinleşmediği sürece kimsenin suçlu olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eder. Bu anlamda masumiyet karinesi ihlali adil yargılanma ilkesine aykırilık teşkil etmektedir. Masumiyet karinesi, Anayasa’nın 38. maddesinde, “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. AİHS’nin 6/2 maddesinde herkesin yürürlükteki yasalara göre suçluluğu ispat edilene kadar suçsuz kabul edileceği belirtilmiştir.Read More
1- Fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,2- Hareketin iradi olması,3- Sonucun istenmemesi,4- Hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,5- Sonucun öngörülebilir. Olmasına rağmen öngörülmemiş olması,Şeklinde kabul edilmektedir.Read More
Taksir, 5237 Sayılı TCK’nın 22. maddesinde düzenlenmiştir. 22/2 Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. TCK’nın 22/2. maddesinde taksir ; “Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın, suçun yasal tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek...Read More
1) Suça ilişkin olarak; a- Yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, b- Suçun Anayasa’nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlardan olmaması, 2) Sanığa ilişkin olarak; a- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, b- Yargılamaya konu kasıtlı suçun,...Read More
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 23. maddesi ile kabul edilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılma cmk 231 Maddesinde Düzenlenmiştir. 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle eklenen 5 ila 14. fıkralar ile büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun’un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun’un...Read More
Kasten yaralama suçları, 5237 sayılı TCK’nın 86. ve 87.maddelerinde düzenlenmiştir. TCK’nın 86.maddesinin 1.fıkrasında, bilerek ve isteyerek bir kişinin vücuduna acı verilmesi, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulması kasten yaralama olarak tanımlanmıştır. Yine aynı maddede kasten yaralama suçunun temel şeklini işleyen kişinin 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenmiştir. TCK m. 86/1’de düzenlenen bu suç şikâyete tabi değildir. Ancak...Read More
Ceza yargılamasında Süreyi Geçiren kişi kusuru olmaksızın süreyi geçirmişse CMK 41. maddeye uyarınca engelin kalkmasından itibaren 7 gün içinde Eski Hale Getirme Dilekçesi verebilir. Dilekçesinde sürenin geçmesinde kusuru olmadığına ilişkin olguları, varsa belgelerini de ekleyerek açıklamalıdır. Kişinin kusursuz sayıldığı durumlar: Kanun yoluna başvurma hakkının kendisine bildirilmesi, tebligat yapılmaması ya da tebligatın usulsüz yapılması gibi durumlar...Read More
1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 310. maddesinde, genel kural olarak tarafların temyiz isteğinde bulunabilecekleri süre, hükmün tefhiminden, tefhim edilmemiş ise tebliğinden başlamak üzere bir hafta olarak belirlenmiştir. Temyiz süresi, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki farklı durum hariç olmak üzere, hükmün açıklanması sırasında hazır bulunanlar bakımından bu tarihte, yokluklarında hüküm verilenler yönünden ise...Read More
TANIK NEDİR? Tanık, kendisine karşı yürütülmeyen bir ceza soruşturmasında, olay hakkında beş duyusu ile edindiği algılamaları ifadesiyle açığa vuran kişidir. Tanık beyanları da usulünce elde edildiğinde ceza yargılamasında önemli bir delil niteliğini haizdir. Herkes tanık olma ehliyetine sahip olduğundan çocuklar ve akıl hastalarının da tanıklığına başvurabilecektir. Ancak tanığın anlatımlarına itibar edilip edilmeyeceği yargılama makamının takdirindedir.Read More
Son yorumlar