...... 1. İŞ MAHKEMESİ MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİ’ NE
Dosya No : 2020/…… E.
Beyanda bulunan
Davalı : ………….
VD. ………… 2. …………….
Vekili : Av. ………………..
…………….
Davacı : ………………… (TC Kimlik No:…………..
………….
…………
Vekili : Av. ……………..
………………………
Mevzuu : Davacı tarafın ıslah dilekçesine karşı itiraz ve beyanlarımızın sunulmasından ibarettir.
Açıklamalar :
Sayın Mahkemenizde görülmekte olan ve yukarıda esas numarası yazılı dava, ……………… tarihinde davacı tarafından ıslah edilmiş olup; maddi ve manevi tazminat yönünden fahiş rakamlar ihtiva eden bu ıslah dilekçesine karşı itirazlarımızı sunuyoruz:
Manevi Tazminat Yönünden İtirazlarımız:
1- Öncelikle; davacı tarafın ıslah dilekçesinde belirtmiş olduğu manevi tazminat fahiştir. Manevi tazminat, bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararların karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Manevi tazminatta ölçüt olarak; zarar görenin zenginleşmemesi, zarar verenin de fakirleşmemesi aranmaktadır.
Zira bu hususta, cevap dilekçemizde de yer verdiğimiz bir Hukuk Genel Kurulu kararında; “…Burada sözü edilen tazminat, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir oranda gidermek, bozulan ruhi dengeyi onarmak, olanak dahilinde yeniden elde edilmesini sağlamak amacına yöneliktir. İşte bu nedenledir ki, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile somut olayın özelliğinin yanı sıra, zarar görende uyandırdığı elem ve ıstırabın derecesi, tazminat takdirinde önemli etkenlerdir.”(HGK. 14.6.2006 T. Ve 2006/11-369 E ve 2006/383 K. sayılı kararı)
Aynı şekilde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, manevi tazminata ilişkin olarak, 22.02.2006 T. Ve 2005/2775 E. 2006/1570 K. sayılı kararında aynen; “…Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.” ifadesine yer verilmiştir.
Yargıtay İçtihatları göstermektedir ki, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarı fahiştir ve şayet müvekkil iş bu davada kusurlu bulunursa, hükmedilmesi gereken tazminat miktarının makul bir seviyeye çekilmesi gerekmektedir.
2- Her ne kadar müvekkil, bilirkişi raporuyla %90 kusurlu bulunmuşsa da, kusura ilişkin bilirkişi raporuna karşı sunduğumuz itiraz dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamakla birlikte; bilirkişi raporu, evvelce hazırlanıp matbu bir form gibi kullanılan ve salt İş Kanunu ve Yönetmeliği’nin konuya ilişkin hükümlerini ihtiva eden bir rapor olup, bu hükümler dava konusu olaya indirgenerek uygulanmamıştır. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler neticesinde verilmiş olan bilirkişi raporunun aksine müvekkilim kusursuz olup, dava konusu iş kazası davacının kendi kusuru ile meydana geldiğinden, manevi tazminat talep etmeleri mümkün değildir. Ancak böyle bir tazminat talebine hak kazanmış olsalar bile, bunun takdir ve tayini hususunda gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarla pek çok kriter ortaya konmuştur. Şöyle ki;
“…Takdir edilecek manevi tazminatın miktarı haksız eylemi özlenir hale getirecek, özellikle mağdur için HAKSIZ ZENGİNLEŞECEK MİKTARDA OLMAMALIDIR. Manevi tazminat takdir edilirken haksız eylem ile tazminat arasında HAK ve ADALETE uygun düşecek şekilde makul bir orantı kurmak gerekir.” (20.05.1982 T. ve 982/4444E-5194 K. Bknz. E.g.e Sayfa 101)
3- Müvekkil, dava konusu iş kazasından sonra davacıya
Maddi Tazminata İlişkin İtirazlarımız:
1- Müvekkilim ………………. havale tarihli ve hukuka aykırı olarak tanzim edilmiş bilirkişi raporunun aksine, %80 oranında kusurlu olmayıp, ıslah ile talep edilen maddi tazminat bu nedenle fahiştir. Davacı tarafından ıslah edilen maddi tazminat, …………….. tarihli tazminat hesaplama raporuna binaen talep edilmiş olup, bu raporun dayanağını da …………… tarihli ve tarafımızca asla kabul edilmeyen ve itirazlarımızı sayın Mahkemenize ayrıntılı olarak ilettiğimiz kusur raporuna dayanmaktadır.
Müvekkil, dava konusu iş kazasının meydana gelmemesi için gerekli tüm önlemleri almıştır. Kusur oranının tayini amacıyla tanzim edilmiş olan ……………. havale tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarımızda ayrıntılı bir şekilde nedenlerini açıkladığımız üzere; mezkur bilirkişi raporu, evvelce hazırlanıp matbu bir form gibi kullanılan ve salt İş Kanunu ve Yönetmeliği’nin konuya ilişkin hükümlerini ihtiva eden bir rapor olup, bu hükümler dava konusu olaya indirgenerek uygulanmamıştır.
Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler neticesinde verilmiş olan iş bu bilirkişi raporunun aksine müvekkilim kusursuz olup, dava konusu iş kazası davacının kendi kusuru ile meydana geldiğinden, maddi tazminat talep etmeleri mümkün değildir. Talep etmeleri mümkün olsa dahi davacı, müvekkil şirkette yüzlerce eldiven ve çelik burunlu ayakkabı olmasına rağmen bu ekipmanları kullanmayarak, İş Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’nin işçilere yüklediği sorumlulukları yerine getirmemiş olmaktadır. Tamamen davacının kendi dikkatsizliği ve tedbirsizliği sonucu meydana gelen dava konusu iş kazasında davacı ağır kusurlu olup, müvekkile bu konuda atfı kabil bir kusur varsa da bu oran düşük seviyelerde olacaktır.
2- Davacının maddi tazminat talebini gerektirecek maddi iş gücü kaydı bulunmamaktadır. Sağlık kurulu raporu ile saptanan %12,3 maluliyet oranı, iş kaybına yol açacak bir oran değildir ve dolayısıyla maddi tazminatı gerektirecek bir durum yoktur. Davacı, belirtilen maluliyet oranı ile günlük yaşamına ve mesleki yaşamına hiçbir eksiklik çekmeden, kazadan önceki gibi devam etmektedir. Halen çalıştığı iş yerinde tam ücret almaktadır.
Çalışmasına ve kazancına herhangi bir etkide bulunmamış olan dava konusu iş kazası nedeniyle davacıya bu denli fahiş bir maddi tazminata hükmedilmesi SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMESİ sonucunu doğuracaktır.
İstem sonucu : Yukarıda arz ve izah etmeye çalıştığımız sebeplerle ve sayın Mahkemenizce re’sen nazara alınacak hususlar doğrultusunda; davacının ıslah dilekçesine karşı itiraz ve beyanlarımızın kabulü ile davanın reddine karar verilmesini sayın Mahkemenizden saygılarımızla arz ve talep ederiz. 08.05.2020
Davacı …….. Vekilleri
Islah Dilekçesine İtiraz Eden
Davalı Şirket Vekili
Av. ……………………
