………..NÖBETÇİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’ NE
Gönderilmek Üzere
1. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’ NE;
DOSYA NO :
İTİRAZ EDEN
KATILAN SANIK :
MÜDAFİİ : Av. SANCAR AKIŞOĞLU
ADRES : Antetli Kağıtta Yazılıdır.
İTİRAZA KONU KARAR : ………………..Asliye Ceza Mahkemesi’nin …./…./202 3
tarihli 2023/ Esas. 2023/-K.Esas sayılı kararı.
KONU : Asliye Ceza Mahkemesi’nin …../…./2023 tarihinde sanık ile ilgili olarak vermiş 2023/Esas. 2023/K. sayılı dosyasında verilen HAGB kararına itirazlarımızdan ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Alanya ……Asliye Ceza Mahkemesi’nin yukarda esas numarası verilen dosyasında yapılan yargılama sonunda 17/07/2023 tarihinde müvekkil aleyhine vermiş olduğu kararı yasal düzenlemelere ve hukuka uygun değildir. Şöyle ki;
CUMHURİYET SAVCISININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
” Olay günü sanığın motosikleti ile ters istikametten seyir halinde olması üzerine görevli mahalle bekçileri tarafından durdurulduğu sanıktan kimliğini ibraz etmesinin istendiği buna mukabil sanığın ben Diyarbakırlıyım size Alanya’yı dar ederim size gününüzü gösteririm diyerek müştekilere karşı tehdit yollu direndiği akabinde trafik ve devriye ekibinin olay yerine çağrıldığı sanığın alkolmetreye üflemek istemediği sanığın yine bana işlem yapacak adamı sinkaf ederim diyerek hakarette bulunduğu anlaşıldığından sanığın TCK.nun 265/1, 43/2, 125/3-a, 43/2, 53 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi mütalaa olunur.” demiştir.
Müvekkil mahkemede vermiş olduğu savunma ve beyanında:"Olay tarihinde restaurantta oturuyordum. Bekçiler yüksek sesten dolayı restauranta geldiler. Bende o esnada elimdeki viski bardağı ile motosikletim üzerinde oturuyordum. Bekçiler ben motosikletin üzerinde oturmakta iken benden ehliyet istediler. Üzerlerinde bekçi üniforması vardı. Bende siz trafik polisi değilsiniz benden ehliyetimi isteme hakkınız yok dedim. Sonra bana trafik polisini çağıracaklarını söylediler bende çağırın ben motoru kullanmıyordum dedim. Motorumun anahtarını elimden aldılar bende izin vermedim. Aramızda münakaşa yaşandı. Bana küfürlü hakaretli konuştular. Bende aynı şekilde kendilerine karşılık verdim. Siz devletin bekçisi iseniz bende devletin vatandaşıyım üzerinizdeki üniformaya saygım var dedim ve onların beni ettiği hakareti aynı şekilde kendilerine ettim. Trafik polisi geldi. Ben araç kullanmadığım için alkolmetreyi üflemedim beni emniyete götürdüler işlem yaptılar. Hastanede zorla üflettiler haksız yere ehliyetime el koydular . İddianamede bahsi geçen hakaret ve tehdit içerikli ifadeleri kullanmadım sadece onlar bana hakaret edince onlar bana trafik polisi gelince seni nasıl sikiyoruz deyince ben onlara siz beni sikemezsiniz bende sizi sikerim dedim. Ayrıca bana trafik polisi gelsin görürsün o çocuğu diye küfür ettiler" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müvekkil ifadesinden de anlaşılacağı üzere esas mahkemece müvekkil hakkında HAGB kararı verilmesine gerekçe yoktur. Müvekkil olayı en salt, en doğru ve olduğu şekli ile anlatmış, mahkemeye yardımcı olmuştur. Müvekkil olaylar değerlendirildiğinde, deliller toplandığında ve taraf beyanları incelendiğinde aslında olayın tek mağduru olan kişidir.
Dosya kapsam itibariyle incelendiğinde müvekkilin isnat edilen suça yönelik olarak eylemi gerçekleştirdiğine yönelik aksi ispat edilemez kuşkudan uzak delil dosyada mevzu bulunmamaktadır. bu doğrultuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu ilkeyi “Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir.
Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır.” şeklinde ifade etmiştir.
MÜVEKKİL ÜZERİNE ATILI GÖREVİ YAPTIRMAMAK İÇİN DİRENME SUÇUNU İŞLEMEMİŞTİR. İŞBU SUÇUN DOSYA KAPSAMINDA TOPLANAN DELİLLERDEN DE ANLAŞILACAĞI ÜZERE GEREKLİ UNSURLARI OLUŞMAMIŞTIR.
Görevi Yaptırmamak İçin Direnme suçu genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Müvekkilin bu konuda ifadelerinde de anlaşılacağı üzere suç işleme kastı bulunmamaktadır.
Müvekkilimizin suç işleme kastı bulunmamaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesinde kast, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek işlenmesi” şeklinde tanımlanmıştır. O halde, kanunumuz düzenlemesine göre de, kastın varlığı için failin hem suçun kanuni tanımında yer alan unsurlar bakımından bilgiye sahip olması yani bilmesi, hem de bu unsurların gerçekleşmesini istemesi gerekmektedir. Yani failin kasten hareket ettiğinin kabulü için suçun maddi unsurlarını içeriğinde barındıran bilinçli bir karar vermesi gerekmektedir. Müvekkilin dosya kapsamında bu şekilde bir kastının olmadığı aşikardır.
Huzurdaki davaya konu olan iddianame ile müvekkilimizin yalnızca bir varsayım üzerine cezalandırılması talep edilmiştir. Ancak Ceza hukukunda mahkumiyet kararı bir varsayım veya ihtimale dayandırılarak verilemez. Sanığın suç işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delilin mevcut olmaması durumunda şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması ve beraat kararı verilmesi gerekir. Nitekim, Yüksek Mahkeme Yargıtay’ın görüşü de bu yöndedir.
Açıklanan nedenlerle, yargılamayı yapan mahkeme işbu hususları gözetmeden hüküm tesis etmiştir. Bu durum ise müvekkilimizin üzerinde bulunan şüpheyi ortadan kaldırmamaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu Esas 2012/6-1309 Karar 2013/258 Karar Sayılı Künyesi;“Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir.
TCK madde 265(görevi yaptırmamak için direnme) düzenlenen suçun unsurlarında sayılan cebir, TCK madde 108’deki cebir suçundan farklı olup zor kullanma fiziki müdahalede bulunma anlamı taşımaktadır. Kaldı ki uygulamada kasten yaralama boyutuna varmayan ittirme, tutma gibi eylemlerin de direnme suçunu oluşturabileceği, Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından kabul edilmiştir. Buna karşın Yargıtay 18. Ceza Dairesi’nin aksi yöndeki görüşü, yani kasten yaralama boyutuna varmayan bir eylemin görevi yaptırmamak için direnme suçunu da oluşturmayacağını, kabul ettiği şeklinde yorumlanabilecek yakın tarihli bir kararı da mevcuttur. (18. CD, 06.05.2015, 2015/18953, 2015/1079).Açıklamalar ışığında Müvekkil sanık üzerene atılı suçlamaları kabul etmemekle beraber olayın müştekilerin anlatımında ki gibi olduğu varsayımında bile bu suçun unsurlarının oluşmayacağı düşüncesindeyiz.
Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır.” gereğince dosyaya sunulan delillerin müvekkilin üzerine atılı suçu ispat eder nitelikte bulunmaması nedeniyle beraatini talep etmek zaruri olmuştur.
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve resen de gözetilecek nedenlerle;
1-) Asliye Ceza Mahkemesi’nin …../…../2023 tarihinde sanık ile ilgili olarak vermiş 2023/Esas. 2023/K. Sayılı KARARIN KALDIRILMASINA;
2-) Müvekkilimizin BERAATİNE;
Karar verilmesini müvekkilimiz adına bilvekale arz ve talep ederiz.
İtiraz Eden Vekili
Av. SANCAR AKIŞOĞLU
