ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HÂKİMLİĞİ’NE
DOSYA NO : 2023/…..E.
CEVAP VEREN
DAVALI : ……………………….-Mernis-
DAVACI : ………………………….
VEKİLİ : Av. …………………………
KONU : Davaya cevaplarımızın ve delillerimizin sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR
Aleyhime açılmış olan iş bu davayı kabul etmiyor ve cevaplarım ile delillerimi süresi içerisinde sunuyorum.
İLK İTİRAZLARIMIZ
Davalı ile aramızda 2............. tarihinde maddi hasarlı bir trafik kazası gerçekleşmiştir. Gerçekleşen bu trafik kazasında tutulan tutanak sebebi ile %100 kusurlu görünmekteyim. Her ne kadar bu şekilde tutanak tutulup; kusur tarafıma atfedilmiş ise de bu tutanağa ve kusur durumuna da itiraz etmekteyim.
DELİLLERİN TEBLİĞİNİ TALEP EDERİZ.
DAVACI TARAF, MAHKEMENİZ DOSYASINA SUNDUĞU DELİL VE BELGELERİ TARAFIMIZA TEBLİĞE ÇIKARTMADIĞINDAN, ANILAN TÜM BELGELERE KARŞI CEVAP VE İTİRAZ HAKLARIMIZ SAKLIDIR.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 121. Maddesinde;
“”” Dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer alması zorunludur.”””
denilmek suretiyle davacıların tüm belge ve delillerini tarafımıza tebliğe çıkartmak zorunda olduğu açıkça ifade edilmiştir. Hal böyleyken, öncelikle dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin tarafımıza tebliğe çıkartılmasını talep ederiz. Gerekli belgelerin tarafımıza tebliği ile sunabileceğimiz cevap ve itiraz haklarımızı saklı tutmaktayız.
USULİ İTİRAZLARIMIZ:
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde Yapılan Değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.
Karayolları Trafik Kanunu’nun değiştirilen 97.maddesinin “Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı” düzenlenmiş olup eski madde hükmüne göre “Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir.” şeklinde düzenleme mevcut idi.
Anılan madde hükmü 6704 Sayılı Kanun’un 5.maddesi ile şu şekilde değiştirilmiştir:
“Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.”
YENİ DÜZENLEMEYE GÖRE ZARAR GÖRENLERİN DOĞRUDAN DAVA AÇMA HAKKI ORTADAN KALDIRILMIŞ; DAVA ÖNCESİNDE SİGORTA KURULUŞU’NA BAŞVURU ZORUNLULUĞU GETİRİLMİŞTİR.
Davacı tarafça sigorta şirketine yapılmış olan herhangi bir başvuru bulunmamaktadır. Bu nedenle, huzurda görülmekte olan dava, anılan dava şartına haiz olmadığından, başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın davanın reddinin gerekeceği ortadadır.
AYRICA DAVACI TARAFÇA DAVA ŞARTI OLAN ARABULUCULUK BAŞVURUSU YAPILMAMIŞ VE HUZURDAKİ İŞBU DAVA AÇILMIŞTIR. Bu sebeple dava şartının yerine getirilmediğinden davanın reddi gerekmektedir.
ESASA İLİŞKİN CEVAPLARIMIZ:
Davacı tarafından, tarafımın da karışmış olduğu kaza sebebi ile meydana gelen kazada aracın kullanılmaması sebebi ile hak mahrumiyeti yaşadığını iddia ederek zararın tazmini talep edilmektedir. Ancak bu talep esnasında görüleceği üzere davacı tarafından tarafımın %100 kusurlu addedilerek kazanın meydana gelmesinde kendisinin ya da diğer kazaya karışan araç sürücülerinin herhangi bir kusurunun olmadığını iddia etmektedir. Ancak, söz konusu kazada davacı tarafın iddia ettiği şekli ile salt olarak şahsımın kusuru sebebi ile zarar meydana gelmemiştir.
Söz konusu kaza sebebi ile iddia edildiği şekilde tarafım kusurlu değildir. Olay anında panikle imzalamış olduğum kaza tespit tutanağını da kabul etmiyorum. Tüm bu hususların göz ardı edilerek sadece tarafımın, davacının aracına arkadan çarpmasına bağlı olarak %100 kusurlu addedilmem hatalıdır. Zira, sayın mahkemeniz tarafından aldırılacak olan kusur raporlarında da herhangi bir kusurumun olmadığı açıkça ortaya çıkacaktır.
Yine davacı tarafça iddia edilen hak mahrumiyeti iddialarını da kabul etmiyoruz. Şöyle ki, davacı tarafın aracında meydana gelen zarar sebebi ile hak mahrumiyeti yaşayacağı bir durum oluşmamıştır. Davacı taraf huzurdaki davayı tamamen kötüniyetli ve haksız yere ikame etmiştir. Davacı taraf hak mahrumiyeti iddialarını somut delillerle ispat edememiştir. Kaldı ki mahkemenizce atacak olan bilirkişilerce de tespit edileceği üzere davacının aracında meydana gelen hasar sebebi ile herhangi bir hak mahrumiyeti oluşmadığı ortaya çıkacaktır.
Kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece tarafımın kusurlu olduğu düşünülür ise; dosyanın bilirkişilerce incelenmesi halinde hak mahrumiyetinin güncel araştırılan bedeller üzerinden tespit edilmesi gerekir. Salt davacının iddialarına yönelik dava değerinin tespiti hakkaniyete aykırılık teşkil edecektir. Ayrıca aracın daha önceden bir hasarı olup olmadığının, yapılan onarım işleminin tarafımın karıştığı kaza sebebi ile mi olduğunun, davacı tarafın kaza dışındaki ihtiyaçları ve talepleri sebebi ile hak mahrumiyetinin süresinin uzayıp uzamadığının bilirkişiler marifeti ilke de tespit edilmesi gerekmektedir.
Araç mahrumiyeti tazminatının hesabı ise hasar gören aracın günlük ikame (kiralama) bedeli ile onarımda kaldığı gün sayısı çarpılarak elde edilir. Örnek olarak, onarım süresi 20 gün ve ikame araç bedeli 100 TL olan bir araç için araç mahrumiyet tazminatı 20X100 = 2.000 TL olarak hesaplanır. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus ise onarım süresidir. Tazminat hesaplanırken hakkaniyete uygun şekilde “makul onarım süresi” dikkate alınmaktadır. Mahkemece, somut olarak aracın kaç günde onarıldığını değil, aracın ne kadar sürede onarılabileceğini dikkate almaktadır. Buna makul onarım süresi denir ve bu süre bilirkişi tarafından hesaplanmaktadır. Kaza sonrası aracın onarımı dış etkenlerden dolayı olması gerekenden uzun sürebilir. Fakat bu durumda fazlalık süreler kusurlu sürücüye yükletilemez. Gerek mahkemenizce gerekse bilirkişiler tarafından tespitler yapılırken bu hususların göz önünde tutularak değerlendirmeler yapılmalıdır.
Açıklanan nedenlerle müvekkil şirket aleyhinde tazminata hükmedilmesi halinde, belirlenecek tutara ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekmektedir.
Ekli Belge ve Deliller:
Davacı tarafın delillerine karşı delil ikame etme hakkımız saklı kalmak kaydıyla delillerimizi şöylece sunarız:
Hasar dosyası, (celbi talep olunur)
ZMMS sigorta poliçesi, (celbi talep olunur)
Dilekçemizde detaylıca açıkladığımız üzere ilgili kurumlardan alınacak raporlar,
Emsal Yargıtay Kararları,
Müvekkilimiz Şirket’in ticari defter ve kayıtları,
Bilirkişi incelemesi ve keşif,
Tanık, Yemin, İkamesi mümkün her türlü delil.
Netice ve Talep :
Yukarıda izah edilen ve Sayın Mahkeme tarafından re’sen gözetilecek gerekçelerle;
1-) Davacı tarafça tarafımıza tebliğ edilmeyen delillerin tarafımıza tebliğe çıkartılması için davacıya kesin süre verilmesine,
2-) Davanın reddine,
3-) Kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alınmasına,
4-) Hak kaybına ilişkin tazminat hesabının Uzman Sigorta Eksperleri tarafından yapılmasına
Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini saygı ile dileriz. 23/08/2023
Davalı
